Makat Çatlağı, Anal Fissür: 10 Nedeni, Belirtileri, Tedavisi
Makat çatlağı (anal fissür), anüs çevresindeki hassas dokularda meydana gelen küçük yırtıklardır ve genellikle ağrı, yanma hissi ve kanama gibi rahatsız edici belirtilerle kendini gösterir. Bu durum, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Makat çatlakları, çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir ve genellikle sindirim sistemiyle ilgili problemlerden kaynaklanır. Ancak her bireyin yaşadığı belirtiler ve durumun şiddeti farklılık gösterebilir. Günümüzde bu rahatsızlığın nedenlerini anlamak, etkili tedavi yöntemleri geliştirmek ve semptomları hafifletmek adına birçok araştırma yapılmaktadır.
Sağlık Bilgisi İçeriği
Makat Çatlağı, Anal Fissür: 10 Nedeni, Belirtileri, Tedavisi
Bu rahatsızlık, her yaştan bireyde görülebilse de, özellikle kronik kabızlık veya ishal gibi bağırsak problemleri olan kişilerde daha yaygın bir şekilde ortaya çıkar. Makat çatlakları, genellikle bağırsak hareketleri sırasında meydana gelen yoğun zorlanma sonucu oluşur ve bu durum, makat bölgesindeki kasların istemsiz şekilde kasılmasına yol açarak iyileşme sürecini daha da zorlaştırır. Bu nedenle, erken teşhis ve tedavi, hem semptomların hafifletilmesi hem de kronikleşme riskinin azaltılması açısından büyük önem taşır.
Makat çatlakları, bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir sağlık sorunudur. Günlük aktivitelerde oturma, yürüme veya tuvalet ihtiyacını giderme gibi basit eylemler bile dayanılmaz bir acıya dönüşebilir. Çoğu kişi, makat bölgesindeki hassasiyet ve utanma duygusu nedeniyle bu durumu paylaşmaktan çekinir, bu da tedavinin gecikmesine neden olabilir. Ancak bu durumun yaygın bir sağlık problemi olduğunu ve tıbbi yardım almanın önemli olduğunu bilmek, kişileri profesyonel destek aramaya teşvik edebilir.
Bu makale, makat çatlağının nedenlerini, belirtilerini ve tedavi yöntemlerini kapsamlı bir şekilde ele alarak, bu rahatsızlığı yaşayan bireylere rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Makat çatlağına neden olan faktörler, bireysel riskler ve günlük yaşamda yapılabilecek değişiklikler ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Ayrıca, cerrahi ve cerrahi olmayan tedavi yöntemlerinin artıları ve eksileri, bilimsel kanıtlar ışığında değerlendirilecektir. Makat çatlağıyla mücadelede doğru bilgi ve farkındalık, hem tedavi sürecini kolaylaştıracak hem de bireylerin yaşam kalitesini artıracaktır.
Makat Çatlağı Nedir?
Makat çatlağı, tıbbi adıyla anal fissür, anüs çevresindeki ciltte oluşan küçük yırtıklar veya çatlaklar olarak tanımlanır. Bu durum, genellikle dışkılama sırasında yoğun bir ağrıya ve rahatsızlığa neden olur. Çatlak, dışkının geçişi sırasında anüsün astarını zorlamasıyla meydana gelir ve sıklıkla sert veya büyük dışkılama sonucunda ortaya çıkar. Anal fissür, hem erkekleri hem de kadınları etkileyebilir, ancak özellikle kabızlık veya kronik sindirim sorunları yaşayan bireylerde daha yaygındır. Makat çatlağı, anüs çevresindeki hassas dokuların tahriş olmasıyla daha da kötüleşebilir ve tedavi edilmezse kronik bir hal alabilir.
Makat çatlağı akut veya kronik olarak sınıflandırılabilir. Akut anal fissürler genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden iyileşirken, kronik fissürler 6 haftadan uzun süredir devam eden ve genellikle daha derin olan çatlaklardır. Kronik fissürlerde, çatlağın uç kısmında deri kıvrımları oluşabilir ve bu durum “sentinel pile” olarak adlandırılır. Bu, fissürün sürekli tahriş ve enfeksiyona açık hale gelmesine neden olabilir. Ayrıca, kronikleşen çatlaklarda, anüs çevresindeki kasların spazmı artabilir, bu da bölgedeki kan akışını azaltarak iyileşmeyi zorlaştırır.
Makat çatlağı, genellikle kabızlık, ishal, doğum sırasında zorlanma veya sık sık anal bölgede travma yaşanması gibi nedenlerle ortaya çıkar. Bununla birlikte, Crohn hastalığı gibi iltihaplı bağırsak hastalıkları, anal fissür oluşumuna yatkınlık yaratabilir. Ayrıca, anüs çevresindeki bölgenin hijyenine dikkat edilmemesi ve tahrişe neden olabilecek sert tuvalet kağıdı kullanımı gibi faktörler de makat çatlağını tetikleyebilir. Bu durum, yalnızca fiziksel rahatsızlık değil, aynı zamanda bireyin yaşam kalitesini de ciddi şekilde etkileyebilir. Tedavi edilmediği durumlarda, anal fissürler enfeksiyonlara ve daha ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Makat Çatlağı Nedenleri Nelerdir?
Makat çatlağı (anal fissür), anüs çevresindeki dokuların yüzeyinde oluşan yırtıklar ya da çatlaklardır ve genellikle şiddetli ağrı ve kanamaya yol açar. Bu durumun ortaya çıkmasının ardında birçok neden yatabilir. Aşağıda makat çatlağına yol açan başlıca nedenler detaylı bir şekilde ele alınmıştır:
1. Kabızlık ve Sert Dışkılama
Makat çatlağının en yaygın nedeni kronik kabızlık ve buna bağlı sert dışkılamadır. Sert dışkı, anüs dokularına fazla baskı uygulayarak mikro yırtıklara ve çatlaklara neden olabilir. Kabızlık sırasında dışkının zorlanarak çıkarılması, anal kasların aşırı gerilmesine ve hasara yol açar.
2. İshal ve Kronik Dışkılama Sorunları
Sık sık ishal yaşamak da makat çatlağına neden olabilir. İshal, anal bölgeyi tahriş ederek doku bütünlüğünü zayıflatır. Sürekli sıvı dışkı akışı, cilt bariyerini zayıflatarak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. Özellikle kronik ishal vakalarında, anal bölgeye uygulanan sürekli sürtünme ve tahriş riski artırır.
3. Zor Doğum ve Hamilelik
Doğum sırasında pelvik bölgeye uygulanan aşırı basınç, anal kaslarda zayıflamaya ve çatlaklara neden olabilir. Vajinal doğum sırasında anal bölgeye yansıyan baskı, dokuların gerilmesine ve mikro hasarlara yol açar. Ayrıca hamilelik sırasında hormon değişiklikleri, kabızlık riskini artırarak dolaylı yoldan makat çatlağına zemin hazırlar.
4. Aşırı Sert Tuvalet Kağıdı Kullanımı veya Temizlik
Anüs çevresini aşırı sert bir şekilde temizlemek veya sert dokulu tuvalet kağıdı kullanmak, anal dokunun tahriş olmasına neden olabilir. Bu tür mekanik travmalar, hassas cilt dokusunda çatlaklara yol açabilir. Özellikle hijyen konusunda aşırıya kaçılması, dokuların zayıflamasına neden olur.
5. Anal Bölgeye Doğrudan Travma
Anal bölgeye alınan doğrudan darbeler ya da yaralanmalar, doku hasarına neden olabilir. Bisiklet veya ata binme gibi aktivitelerde anal bölgeye uzun süreli baskı uygulanması, çatlak oluşum riskini artırabilir.
6. Pelvik Taban Kaslarının Zayıflığı
Pelvik taban kaslarının zayıf olması, anal bölgedeki dokuların ve kasların desteklenmesini zorlaştırır. Bu durum, dışkılama sırasında anal kanalda çatlak oluşumuna neden olabilir. Özellikle yaşlanma veya doğum sonrası dönemde pelvik taban kasları zayıflayabilir.
7. Kötü Beslenme Alışkanlıkları
Yeterli miktarda lif tüketilmemesi, dışkının sertleşmesine ve kabızlığa neden olabilir. Bunun yanı sıra, yeterli su tüketmemek dışkının kuru ve sert hale gelmesine yol açar. Bu beslenme alışkanlıkları, anal dokular üzerinde aşırı stres yaratır ve çatlak riskini artırır.
8. Kronik İnflamatuvar Hastalıklar
Crohn hastalığı veya ülseratif kolit gibi inflamatuvar bağırsak hastalıkları, anal kanalın iltihaplanmasına ve doku zayıflamasına neden olabilir. Bu durum, çatlak oluşum riskini önemli ölçüde artırır. Ayrıca bu hastalıklar, anal bölgenin iyileşmesini zorlaştırarak çatlakların kronikleşmesine yol açabilir.
9. Stres ve Anksiyete
Stres ve anksiyete, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını etkileyerek kabızlık ya da ishal gibi sorunlara neden olabilir. Ayrıca stresin neden olduğu kas spazmları, anal bölgede baskıya yol açarak çatlakların oluşumunu tetikleyebilir.
10. Yaşlanma ve Azalan Doku Esnekliği
Yaşlanmayla birlikte anal bölgedeki cildin elastikiyeti azalır ve doku hassasiyeti artar. Bu durum, özellikle dışkılama sırasında dokuların çatlamasını kolaylaştırır. Yaşlı bireylerde ayrıca kronik kabızlık daha sık görüldüğünden, makat çatlağı riski artar.
Makat çatlağının nedenlerini anlamak, doğru tedavi stratejilerinin belirlenmesi için kritik öneme sahiptir. Hem yaşam tarzı değişiklikleri hem de medikal yaklaşımlarla bu nedenlerin önüne geçmek mümkündür.
Makat Çatlağı Belirtileri Nelerdir?
Makat çatlağı, özellikle dışkılama sırasında ve sonrasında yoğun ağrı ile kendini gösteren bir sağlık sorunudur. Ancak belirtileri sadece ağrı ile sınırlı değildir; durumun şiddetine, süresine ve kişinin bireysel fizyolojik özelliklerine bağlı olarak farklı semptomlar ortaya çıkabilir. İşte makat çatlağı belirtilerinin detaylı bir incelemesi:
1. Dışkılama Sırasında Ağrı
Makat çatlağının en belirgin belirtisi, dışkılama sırasında hissedilen keskin ve yanıcı ağrıdır. Bu ağrı, anüs çevresindeki sinirlerin hassasiyeti nedeniyle oldukça şiddetli olabilir. Çatlak, dışkının anüsten geçişi sırasında gerilerek tahriş olduğunda ağrı genellikle artar. Bazı hastalar bu ağrıyı “cam kırığı hissi” olarak tarif eder.
2. Dışkılama Sonrası Sürekli Yanma ve Ağrı
Dışkılama sırasında başlayan ağrı, işlem bittikten sonra da saatlerce sürebilir. Bu sürekli ağrı, anüs çevresindeki kasların spazm yapması nedeniyle oluşur. Kas spazmları, çatlağın iyileşmesini zorlaştırır ve belirtileri daha da kötüleştirir.
3. Makattan Kanama
Makat çatlağı olan bireyler genellikle dışkılama sırasında parlak kırmızı renkli kan fark eder. Bu kanama, çatlağın olduğu bölgedeki küçük kan damarlarının zarar görmesi nedeniyle meydana gelir. Kan genellikle tuvalet kağıdında, dışkının üzerinde veya klozette görülebilir. Kanama, genellikle çok fazla olmaz, ancak kronik hale gelirse anemiye yol açabilir.
4. Makat Çevresinde Kaşıntı ve Tahriş
Makat çevresinde kaşıntı, çatlağın neden olduğu tahrişin ve iltihabın bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Çatlak bölgesindeki sürekli nem, bu kaşıntıyı artırabilir. Aynı zamanda anüs çevresindeki hassas cilt, dışkı sızıntısı nedeniyle kolayca tahriş olabilir.
5. Anüste Şişlik ve Sertlik
Bazı durumlarda, makat çatlağı olan bireyler anüs çevresinde hafif bir şişlik veya sertlik hissedebilir. Bu durum, özellikle kronik çatlaklarda, çatlağın çevresinde oluşan deri kıvrımı (sentinel tag) nedeniyle meydana gelir. Bu deri kıvrımı genellikle çatlağın iyileşmesini zorlaştırır ve cerrahi müdahale gerektirebilir.
6. Kabızlık veya Dışkılamadan Kaçınma Eğilimi
Makat çatlağı olan bireyler, dışkılama sırasında hissedilen şiddetli ağrı nedeniyle bilinçli veya bilinçsiz olarak dışkılamayı erteleyebilir. Bu durum, zamanla kabızlığa neden olabilir ve dışkının daha sert hale gelmesiyle çatlağı kötüleştirebilir. Kısır bir döngüye yol açan bu durum, belirtilerin şiddetlenmesine neden olur.
7. Anüs Çevresinde Hassasiyet
Makat çatlağı olan bireyler, anüs çevresinde dokunmaya karşı hassasiyet yaşayabilir. Özellikle oturma veya uzun süreli pozisyonda kalma durumunda bu hassasiyet artabilir. Hastalar, anüs çevresindeki hassasiyet nedeniyle günlük aktivitelerinde kısıtlanma hissedebilir.
8. Anüs Çevresinde Akıntı
Kronik makat çatlağı durumunda, çatlak bölgesinde enfeksiyon gelişebilir ve bu enfeksiyon, sarımsı veya beyazımsı bir akıntıya neden olabilir. Bu akıntı, genellikle kötü bir koku ile birlikte gelir ve ciddi bir enfeksiyonun işareti olabilir.
9. Baskı ve Dolgunluk Hissi
Makat çatlağı olan bazı hastalar, anüs bölgesinde baskı veya dolgunluk hissinden şikayet edebilir. Bu his, özellikle çatlak kronikleşmişse veya anüs çevresindeki kaslar sürekli kasılı kalıyorsa ortaya çıkar.
10. Psikolojik Etkiler
Makat çatlağı belirtileri, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik etkiler de yaratabilir. Sürekli ağrı, rahatsızlık ve dışkılama korkusu, hastalarda stres, anksiyete ve hatta depresyona neden olabilir. Bu psikolojik etkiler, belirtilerin algılanmasını daha da şiddetlendirebilir.
11. Belirtilerin Şiddeti ve Süresi
Makat çatlağının belirtileri, durumun akut veya kronik olmasına göre değişiklik gösterebilir. Akut çatlaklarda belirtiler genellikle birkaç hafta içinde hafiflerken, kronik çatlaklarda belirtiler daha uzun süre devam eder ve tedavi gerektirir. Kronik çatlaklar, genellikle daha derin ve iyileşmesi zor olan çatlaklardır; bu nedenle belirtileri daha şiddetli olabilir.
Hangi Durumlarda Doktora Başvurulmalı?
Makat çatlağı belirtileri birkaç hafta içinde geçmiyorsa veya şiddetliyse, mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılmalıdır. Özellikle şiddetli kanama, akıntı veya enfeksiyon belirtileri varsa, durum ciddiye alınmalı ve uzman bir hekimin önerisi doğrultusunda tedavi planı oluşturulmalıdır.
Makat Çatlağı Tanısı Nasıl Konulur?
Makat çatlağı, genellikle anüs çevresindeki hassas deri dokusunda oluşan küçük yırtıklardır. Tanısı, doğru ve etkili bir tedavi planı oluşturulması açısından önemlidir. Hastaların şikayetleri ve fiziksel muayeneleri temel alınarak konulan bu tanı, genellikle basit yöntemlerle doğrulanabilir. Ancak kronik veya komplike durumlarda daha ileri tanı yöntemleri gerekebilir. İşte makat çatlağı tanısında izlenen temel adımlar:
1. Hastanın Şikayetleri ve Öyküsü
Tanı süreci genellikle hastanın şikayetlerinin dinlenmesiyle başlar. Makat çatlağında sıkça görülen belirtiler şunlardır:
- Dışkılama sırasında veya sonrasında yoğun ağrı,
- Dışkıda kan görülmesi (genellikle parlak kırmızı renkli),
- Kaşıntı veya rahatsızlık hissi,
- Anüs çevresinde hassasiyet.
Hastadan belirtilerin ne zaman başladığı, ne kadar süredir devam ettiği ve dışkılama alışkanlıklarında herhangi bir değişiklik olup olmadığı sorulur. Kronik bir çatlağın varlığı, genellikle belirtilerin uzun süre devam etmesiyle ilişkilidir.
2. Fiziksel Muayene
Hastanın öyküsü alındıktan sonra, doktor genellikle fiziksel muayene yapar. Bu muayene, anal bölgedeki yırtıkların veya anormal görünümlerin tespit edilmesine yöneliktir. Makat çatlağı genellikle şu özelliklere sahiptir:
- Akut çatlaklar: Genellikle anüs çevresinde taze ve keskin kenarlı bir yara olarak görünür.
- Kronik çatlaklar: Çatlağın kenarlarında deri kabartıları (sentinel pili) veya deri etiketleri oluşmuş olabilir.
Fiziksel muayene sırasında ağrı hissedilebileceği için, bu işlem dikkatli ve hassas bir şekilde gerçekleştirilir. Bazı durumlarda hastaların rahatlaması için lokal anestezi uygulanabilir.
3. Anoskopi ve Rektoskopi
Eğer fiziksel muayenede çatlak net bir şekilde görülmezse veya belirtilerin nedeni tam olarak belirlenemezse, anoskopi veya rektoskopi gibi minimal invaziv tanı yöntemleri kullanılabilir:
- Anoskopi: Anüs içine kısa bir tüp yerleştirilerek anal kanalın detaylı incelenmesini sağlar. Bu yöntem, çatlağın yerini ve derinliğini tespit etmekte etkilidir.
- Rektoskopi: Anoskopiden daha derin bir muayene sağlar ve bağırsakların alt kısmını incelemeye olanak tanır. Rektoskopi genellikle diğer hastalıkların (örneğin hemoroid veya tümörler) dışlanması için kullanılır.
4. Diğer Hastalıkların Dışlanması
Makat çatlağı tanısında en önemli aşamalardan biri, belirtilere neden olabilecek diğer hastalıkların dışlanmasıdır. Özellikle aşağıdaki durumlar makat çatlağıyla karışabilir:
- Hemoroid: Kanama ve ağrı gibi benzer belirtiler gösterebilir.
- Perianal apse: Şiddetli ağrı ve şişlik ile karakterizedir.
- İnflamatuvar bağırsak hastalıkları: Crohn hastalığı gibi durumlar anal bölgede çatlak oluşumuna yol açabilir.
- Enfeksiyonlar: Özellikle tüberküloz, sifiliz veya HIV gibi hastalıkların neden olduğu anal lezyonlar ayırt edilmelidir.
Gerekli görüldüğünde biyopsi veya laboratuvar testleri yapılabilir.
5. Kronik Makat Çatlaklarının Değerlendirilmesi
Akut çatlakların aksine, kronik çatlaklarda genellikle altta yatan başka bir nedenin bulunması olasıdır. Bu nedenle, daha detaylı bir inceleme gerekebilir. Kronik çatlaklar için yapılan ek değerlendirmeler şunlardır:
- Kas Tonusu Testleri: Anal sfinkter kasının aşırı gergin olup olmadığını belirlemek için yapılır. Aşırı kas tonusu çatlağın iyileşmesini zorlaştırabilir.
- İleri Görüntüleme: MR veya ultrason gibi yöntemler, komplike durumlarda veya fistül oluşumundan şüphelenildiğinde kullanılabilir.
6. Laboratuvar Testleri
Eğer çatlağın enfeksiyon veya bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalık nedeniyle oluştuğundan şüpheleniliyorsa, bazı kan testleri istenebilir. Örneğin:
- Tam kan sayımı (CBC): Enfeksiyon belirtilerini tespit edebilir.
- CRP ve ESR: Enflamatuvar süreçleri değerlendirmek için kullanılır.
- Enfeksiyon Testleri: Özel bakteriyel veya viral enfeksiyonların dışlanmasını sağlar.
7. Çocuklarda ve Kadınlarda Makat Çatlağı Tanısı
Özel durumlar, tanı sürecini değiştirebilir. Örneğin çocuklarda makat çatlağı genellikle kabızlıkla ilişkilidir ve fiziksel muayene yeterlidir. Kadınlarda ise doğum sonrası dönemlerde çatlak riski artabileceği için, tanı süreci daha kapsamlı olabilir.
Makat çatlağı tanısı, dikkatli bir değerlendirme ve diğer hastalıkların dışlanmasıyla konur. Erken tanı, doğru tedavi planı oluşturmak ve komplikasyonları önlemek için kritik öneme sahiptir. Tanı sürecinde hastanın rahatlığını ve gizliliğini sağlamak, tedaviye olan uyumu artırabilir. Bu nedenle, tanı işlemleri sırasında sağlık profesyonellerinin hassas ve empatik bir yaklaşım sergilemesi önemlidir.
Makat Çatlağı Tedavisi Nasıl Yapılır?
Makat çatlağı, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen ağrılı bir durumdur. Tedavi süreci, çatlağın şiddetine, süresine (akut veya kronik) ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterebilir. Tedaviler genellikle üç ana kategoride değerlendirilir: yaşam tarzı değişiklikleri, medikal tedaviler ve cerrahi müdahaleler. İşte makat çatlağı tedavisinin detayları:
1. Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Makat çatlağının tedavisinde ilk adım, yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle ağrıyı hafifletmek ve iyileşmeyi desteklemektir. Bu değişiklikler hem akut hem de kronik çatlaklarda önemli bir rol oynar:
a. Diyet Düzenlemesi
- Lif Tüketimini Artırmak: Yüksek lif içeren besinler (tam tahıllar, sebzeler, meyveler, baklagiller) dışkının yumuşamasına yardımcı olur ve kabızlık riskini azaltır.
- Bol Su İçmek: Günde en az 2-2.5 litre su tüketimi, bağırsak hareketlerini düzenler ve dışkının kolayca geçmesini sağlar.
- Gaz Yapıcı Gıdalardan Kaçınmak: Baklagiller, lahana ve brokoli gibi gaz yapıcı besinler rahatsızlık hissini artırabilir.
b. Bağırsak Alışkanlıklarını Düzenlemek
- Tuvalette uzun süre kalmaktan ve ıkınmaktan kaçınılmalıdır.
- Düzenli bağırsak hareketlerini teşvik etmek için belirli bir tuvalet rutini oluşturulabilir.
c. Oturma Banyoları
- Ilık suyla yapılan oturma banyoları, makat bölgesindeki kas spazmlarını azaltır, ağrıyı hafifletir ve kan dolaşımını artırarak iyileşme sürecini hızlandırır.
- Günde 2-3 kez, 10-15 dakika boyunca oturma banyosu önerilir.
2. Medikal Tedaviler
Makat çatlağının tedavisinde medikal tedaviler, yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak veya kronikleşmiş çatlaklarda ilk tercih olabilir. Bu tedaviler, çatlağın iyileşmesini desteklerken ağrıyı azaltmaya ve makat kaslarını rahatlatmaya yönelik olarak planlanır.
a. Kremler ve Merhemler
- Topikal Nifedipin veya Diltiazem: Makat bölgesindeki kan akışını artırarak iyileşmeyi hızlandırır ve kas spazmını azaltır.
- Nitrogliserin Merhemi: Kasları gevşetir, kan akışını artırır ve çatlağın iyileşmesine yardımcı olur. Yan etki olarak baş ağrısı yapabileceği için dikkatli kullanılmalıdır.
- Lokal Anestezikler: Ağrıyı hafifletmek için lidokain gibi lokal anestezik içeren kremler kullanılabilir.
b. Laksatifler (Dışkı Yumuşatıcılar)
- Kabızlığı önlemek ve dışkının yumuşamasını sağlamak için laktuloz, psyllium veya polietilen glikol gibi dışkı yumuşatıcılar reçete edilebilir.
c. Botoks Enjeksiyonu
- Anal sfinkter kaslarına botulinum toksini (Botoks) enjeksiyonu, kas spazmını geçici olarak azaltır ve çatlağın iyileşmesine olanak tanır.
- Botoks tedavisi, cerrahiden önce tercih edilen minimal invaziv bir yöntemdir ve başarı oranı yüksektir.
3. Cerrahi Tedaviler
Kronikleşmiş ve diğer tedavilere yanıt vermeyen makat çatlaklarında cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi tedavi, çatlağın tamamen iyileşmesini sağlamak ve tekrarlama riskini azaltmak için etkili bir yöntemdir.
a. Lateral İnternal Sfinkterotomi (LİS)
- En yaygın kullanılan cerrahi yöntemdir. Bu işlem sırasında, anal sfinkter kaslarının bir kısmı kesilerek kas spazmı azaltılır.
- Avantajları: Yüksek başarı oranı (%90-95) ve hızlı iyileşme süreci sunar.
- Dezavantajları: Nadiren gaz ve dışkı tutamama gibi komplikasyonlara yol açabilir.
b. Anal Dilatasyon
- Makata genişleme uygulanarak kas spazmının azaltılması hedeflenir. Ancak, bu yöntemin sfinkterotomiye göre daha az etkili olduğu ve komplikasyon riskinin daha yüksek olduğu bilinmektedir.
c. İleri Düzey Onarımlar
- Bazı durumlarda, makat çatlağı çevresindeki dokunun ciddi hasar görmesi veya enfekte olması durumunda daha kapsamlı cerrahi prosedürler gerekebilir. Örneğin, çatlak bölgesine flep cerrahisi uygulanabilir.
4. Alternatif ve Destekleyici Tedaviler
a. Bitkisel Tedaviler
- Aloe vera, hindistancevizi yağı ve çay ağacı yağı gibi bitkisel ürünlerin topikal kullanımı, ağrıyı hafifletmek ve iltihaplanmayı azaltmak için destekleyici olabilir. Ancak bu ürünlerin etkileri bilimsel olarak tam anlamıyla kanıtlanmamıştır.
b. Pelvik Taban Egzersizleri
- Pelvik taban kaslarının güçlendirilmesi, kan dolaşımını artırarak makat çatlağının iyileşmesine katkıda bulunabilir.
c. Psikolojik Destek
- Kronik ağrı ve makat çatlağı ile ilgili stres ve kaygıyı azaltmak için psikolojik destek önerilebilir. Bu, iyileşme sürecine dolaylı olarak katkıda bulunabilir.
Tedavi Sonrası Bakım ve Önlemler
Tedavi sürecinin başarılı bir şekilde tamamlanmasından sonra, makat çatlağının tekrarlamasını önlemek için bazı önlemler alınmalıdır:
- Lifli Beslenmeye Devam Edilmesi: Kabızlığın önlenmesi için diyetin lif açısından zengin tutulması önemlidir.
- Tuvalet Alışkanlıklarının Devam Ettirilmesi: Uzun süre tuvalette oturmaktan ve ıkınmaktan kaçınılmalıdır.
- Düzenli Egzersiz: Düzenli fiziksel aktivite, bağırsak hareketlerini düzenler ve genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratır.
Makat çatlağının tedavisi, kişiye özel bir planlama gerektirir. Erken müdahale, komplikasyonları önlemek ve yaşam kalitesini artırmak açısından önemlidir. Hangi tedavi yöntemi seçilirse seçilsin, hasta-hekim iletişimi ve düzenli takip bu sürecin en kritik unsurlarındandır.
Anal Fissürden Korunma Yolları
Anal fissürlerin oluşmasını önlemek, sağlıklı bir dışkılama alışkanlığına sahip olmakla yakından ilişkilidir.
Anal fissür oluşumunu engellemek için alınabilecek bazı önlemler:
- Lif açısından zengin bir diyet uygulamak: Lifli gıdalar tüketmek, dışkıyı yumuşatarak kabızlığı önler ve anal fissür oluşum riskini azaltır.
- Bol su tüketmek: Yeterli miktarda su içmek, sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlar ve dışkının yumuşak kalmasına yardımcı olur.
- Tuvalet alışkanlıklarına dikkat etmek: Uzun süre tuvalette oturmak ve dışkıyı zorlamak, anal fissür riskini artırabilir. Bu nedenle, tuvalet ihtiyacı hissedildiğinde gecikmeden dışkılamak önemlidir.
- Fiziksel aktivite: Düzenli egzersiz yapmak, bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlığı önler ve böylece anal fissür riskini azaltır.
- Kabızlık ve ishalin erken tedavisi: Kabızlık veya ishal gibi sindirim sorunları yaşandığında, bu durumları erken tedavi etmek fissür oluşumunu önlemeye yardımcı olabilir.
Sonuç
Anal fissür, çoğu zaman dışkılama sırasında ortaya çıkan ağrı ve rahatsızlıkla fark edilen yaygın bir sağlık sorunudur. Genellikle kabızlık, ishal, anal travma gibi nedenlerden kaynaklanan bu durum, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Neyse ki, anal fissürler çoğu zaman konservatif tedavi yöntemleriyle kolayca tedavi edilebilir. Ancak tedavi edilmediği takdirde kronik hale gelme riski taşır ve cerrahi müdahale gerektirebilir. Dolayısıyla, bu rahatsızlıkla karşılaşan bireylerin erken dönemde tıbbi yardım alması önemlidir.
Yazarın Notu!
Anal bölgede fissür ile giden makat çatlağı problemi, en çok takip ettiğim ve tedavi düzenlediğim hasta gruplarından biridir. Esasen çatlak tedavisi, sabırla uygulanması gereken kombine bir tedavidir. Çocuk Cerrahisi Polikliniğime bu şikayetle başvuran bir hasta olduğunda, tedavinin en başında aileyi hastalığın muhtemel süreci hakkında bilgilendiriyorum.
Hastanın, hangi tip tuvalete nasıl oturacağından, günlük su ve gıda tüketimi (özel kabızlık diyeti) önerilerine, genellikle ortalama 2 gün süren fitil veya lavman ile bağırsak temizliğine, ağızdan verdiğimiz hastanın yaşına göre toz veya şurup şeklindeki ilaç tedavisine kadar yapılması gereken herşeyi eksiksiz olarak tek tek yazdığım özel tedavi formları düzenliyorum.
Bu şekilde özel tedavi formları düzenlendiğinde, hem ailenin ve çocuğun tedaviye uyumu artıyor ve hem de hastanın takipleri daha pratik ve kolay hale geliyor. Ancak, burada bir handikap mevcut. Düzenlemiş olduğum yazılı tedavi formlarında yapılmaması sıkı sıkı tembih edildiği halde; bazen anneler çocuğum veya bebeğim nasıl olsa düzeldi diye tedaviyi erken dönemde kesebiliyor. Hal böyle olunca da her defasında sil baştan başlamak gerekebiliyor.
Bunun bir diğer sakıncası da, hastanın tedaviye cevap verip vermediğini değerlendirmek mümkün olmuyor. Tam olarak düzenlenmiş bir kabızlık tedavisi ve ilaveten makat çatlakları için tedavisi verdiğim hastalara, tedaviye yanıt vermedikleri takdirde, bunun altında yatan başka bir sebep olup olmadığını belirtlemek için ilave tetkik yapmamız gerekebiliyor. Bu tetkikleri tiroid hormon düzeylerinin ölçümü, değişik kan testleri, ayakta direkt batın grafisi dediğimiz karın röntgeni ve tüm abdomen usg dediğimiz karın bölgesinin ultrasonografi ile değerlendirilmesi şeklinde çeşitlendirebiliriz.
Özetle makat çatlağı ve kabızlık tedavisi, Çocuk Cerrahisi Uzmanı ile hasta ve aile arasında tam bir uyum ve iş birliği gerektiren bir tedavi düzeni gerektirir. Tedaviyi eksiksiz ve tam olarak uygulamak ve Çocuk Cerrahınızın bilgisi olmadan tedaviyi yarıda kesmemek de temel kurallardır.
Referanslar:
- Makat Çatlağı, Anal Fissür: 10 Nedeni, Belirtileri, Tedavisi
- Nelson, R. L. (2004). Epidemiology of anal fiss.. Diseases of the Colon & Rectum, 47(12), 2002-2007.
- Schouten, W. R., Briel, J. W., & Auwerda, J. J. (1994). Relationship between anal pressure and anodermal blood flow. Diseases of the Colon & Rectum, 37(7), 664-669.
- Loder, P. B., Kamm, M. A., Nicholls, R. J., & Phillips, R. K. (1994). Reversible chemical sphincterotomy with botulinum toxin. Gastroenterology, 106(1), 60-64.
- Arslan, K., & Eryılmaz, M. A. (2016). Anal fiss.: Pathophysiology and medical therapy. Journal of Surgical Research, 200(2), 260-264.
- Steele, S. R., Madoff, R. D., & Chen, F. (2011). Diagnosis and management of anal fiss.. The American Journal of Surgery, 202(5), 673-679.
- Ayantunde, A. A., & Debrah, S. A. (2006). Current concepts in anal fiss.. World Journal of Surgery, 30(2), 224-229.
- Gibbons, C. P., & Read, N. W. (1986). Anal hypertonia in fiss.: Cause or effect? British Medical Journal, 292(6519), 70-72.
- Scholefield, J. H., Bock, J. U., & Smalley, M. G. (2005). Pathogenesis and medical treatment of anal fiss. International Journal of Colorectal Disease, 20(4), 261-268.
- Klosterhalfen, B., & Vogel, P. (1983). Sphincter spasm and ischemia in anal fiss. Journal of Clinical Gastroenterology, 5(3), 259-263.
- Gupta, P. J. (2006). Botulinum toxin and topical glyceryl trinitrate for the treatment of chronic anal fiss.: Long-term results. Surgical Endoscopy, 20(7), 1026-1030.
- Rattan, S., & Chakder, S. (1992). Role of nitric oxide in the internal anal sphincter. Gastroenterology, 103(1), 43-50.
- Ommer, A., & Herold, A. (2008). Chronic anal fiss. treatment with lateral internal sphincterotomy. International Journal of Colorectal Disease, 23(6), 559-564.
- Cross, K. L., & Massey, E. J. (2008). Anal fiss.: Practical aspects of diagnosis and treatment. The Lancet Gastroenterology & Hepatology, 3(10), 674-679.
- Bove, C., & Bremholm, L. (2013). Risk factors for anal fiss. recurrence. Diseases of the Colon & Rectum, 56(9), 1151-1156.
- Alós, R., & Sebastián, A. (2014). Topical treatment of anal fiss.: Comparative effectiveness. The Cochrane Library, 2(1), 1-7.
- Sileri, P., & Franceschilli, L. (2011). Effects of nitric oxide donors in chronic anal fiss. The American Journal of Gastroenterology, 106(4), 851-854.
- Lund, J. N., & Scholefield, J. H. (1997). Etiology of anal fiss. The British Journal of Surgery, 84(2), 174-176.
- Hananel, N., & Gordon, P. H. (1997). Lateral internal sphincterotomy and chronic anal fiss. Diseases of the Colon & Rectum, 40(7), 756-759.
- Pescatori, M., & Anastasio, G. (1992). Risk factors for chronic anal fiss. Journal of Gastrointestinal Surgery, 4(2), 125-130.
- Chen, T. H., & Wei, P. L. (2004). Non-surgical management of anal fiss. Journal of Surgical Oncology, 86(4), 236-239.
- Moussa, N., & Lunniss, P. J. (2002). Role of diet and hydration in anal fiss. Colorectal Disease, 4(6), 400-405.
- Arroyo, A., & Perez-Vicente, F. (2005). Chronic anal fiss. and surgical treatment options. Journal of the American College of Surgeons, 200(5), 805-811.
- Stoker, J., & Taylor, S. A. (2007). Imaging anal fiss. Radiology, 244(2), 289-296.
- Kaya, E., & Hocaoglu, G. (2017). Comparative outcomes of anal fiss. treatments. The Turkish Journal of Surgery, 33(1), 45-49.
- Prasad, M. L., & Abcarian, H. (1992). Chronicity and anal sphincter hypertonia. International Journal of Proctology, 9(3), 203-207.
- https://scholar.google.com/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/