Bipolar Bozukluk: 3 Dönem Belirtileri Ve Tedavisi
Bipolar bozukluk, kişinin duygudurumunda aşırı dalgalanmalara yol açan ve genellikle mani ile depresyon dönemleri arasında gidip gelen, karmaşık bir ruh sağlığı sorunudur. Bu durum, sadece bireyin duygusal dünyasını değil, aynı zamanda düşüncelerini, enerjisini ve günlük yaşamını da derinden etkileyebilir. Bipolar bozukluk, toplumda sık rastlanan bir rahatsızlık olmasına rağmen, çoğu zaman yanlış anlaşılan ve damgalanan bir durumdur. Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bu bozukluk, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir ve profesyonel destek gerektirir. Özellikle erken teşhis ve doğru tedavi ile bipolar bozukluk, yönetilebilir bir hale gelebilir ve bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmelerine olanak tanır.
Sağlık Bilgisi İçeriği
Bipolar Bozukluk: 3 Dönem Belirtileri Ve Tedavisi
Bipolar bozukluk, yalnızca biyolojik faktörlerle değil, çevresel etkiler ve psikososyal durumlarla da ilişkilidir. Genetik yatkınlık, stresli yaşam olayları ve beyin kimyasındaki dengesizlikler, bu rahatsızlığın gelişiminde önemli rol oynar. Bununla birlikte, bipolar bozukluğun kesin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak yapılan araştırmalar, genetik faktörlerin güçlü bir etkisi olduğunu göstermektedir; bu durum, aynı aile içinde birden fazla bireyin etkilenmesine neden olabilir. Buna ek olarak, nörotransmitter düzeylerindeki bozukluklar ve hormonal dalgalanmalar da bipolar bozukluk semptomlarının ortaya çıkışını tetikleyebilir. Modern tıbbın ilerlemesi, bu alandaki anlayışı geliştirmeye devam etse de, bipolar bozukluk karmaşık yapısı nedeniyle halen bilimsel çalışmaların odak noktalarından biri olmaya devam etmektedir.
Bipolar bozukluğun semptomları, bireyden bireye büyük ölçüde değişiklik gösterebilir. Hastalığın iki ana fazı olan mani ve depresyon, bireyin ruh halini ve davranışlarını keskin bir şekilde etkiler. Mani döneminde, kişi genellikle aşırı enerji, kendine aşırı güven ve riskli davranışlar sergilerken; depresyon döneminde yoğun bir umutsuzluk, enerji kaybı ve hayattan zevk alamama gibi semptomlar ön plandadır. Bu iki uç nokta arasında, bireylerin “normale” yakın bir ruh hali yaşayabildiği dönemler de olabilir. Ancak bu durum, tedavi edilmediği takdirde döngüsel bir yapıya bürünerek bireyin sosyal ilişkilerini, iş yaşamını ve genel işlevselliğini ciddi şekilde etkileyebilir. Özellikle hızlı döngülü bipolar bozukluk türlerinde, bu geçişler çok daha sık yaşanır ve bireyin yaşam kalitesini daha fazla düşürür.
Toplumda bipolar bozukluğa yönelik farkındalığın artması, bu rahatsızlığın daha iyi anlaşılmasını ve erken müdahale imkanlarının geliştirilmesini sağlamaktadır. Bipolar bozukluk, sadece tıbbi bir durum değil, aynı zamanda psikososyal boyutları olan bir rahatsızlıktır. Kişinin aile desteği, sosyal çevresi ve profesyonel yardıma erişimi, tedavi sürecinin başarısı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Bununla birlikte, bipolar bozukluk yaşayan bireylerin karşılaştığı damgalama ve önyargılar, tedaviye erişim ve iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, toplumda daha fazla bilinç oluşturmak, hem bipolar bozukluk yaşayan bireylerin desteklenmesine hem de onların toplum içinde daha rahat bir şekilde yer bulmasına katkı sağlayacaktır. Bu makale, bipolar bozukluğun temel özelliklerini, nedenlerini ve tedavi yaklaşımlarını ele alarak, bu karmaşık rahatsızlığa dair daha derin bir anlayış geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Bipolar Bozukluk Belirtileri Nelerdir?
1. Manik Dönem Belirtileri
Manik dönemler, bipolar bozukluğun en belirgin özelliklerinden biridir ve genellikle kişinin olağandışı derecede enerjik, mutlu veya sinirli olduğu zamanları ifade eder. Manik dönemler, bireyin normalden çok daha yüksek bir enerji seviyesine sahip olduğu, hızlı düşünme ve konuşma eğiliminde olduğu ve tehlikeli veya dürtüsel davranışlarda bulunduğu zamanlardır. Bu belirtiler şunları içerebilir:
- Aşırı Özgüven: Manik dönemlerde bireyler, kendilerini olağanüstü yetenekli ve güçlü hissedebilirler. Bu aşırı özgüven, tehlikeli kararlar almalarına veya riskli davranışlarda bulunmalarına neden olabilir.
- Azalmış Uyku İhtiyacı: Manik ataklar sırasında bireyler, çok az uyumalarına rağmen kendilerini dinç hissederler. Örneğin, sadece birkaç saatlik uyku ile tamamen enerjik hissedebilirler.
- Hızlı Konuşma ve Düşünce: Manik dönemdeki bireyler, düşüncelerinin hızla yarıştığını hissederler ve bu hızla konuşmalarına yansır. Konuşmaları genellikle dağınık ve düzensiz olabilir.
- Dürtüsel ve Riskli Davranışlar: Manik dönemlerde bireyler, aşırı harcama, tehlikeli sürüş, madde kötüye kullanımı veya aşırı cinsel davranışlar gibi riskli ve zarar verici eylemlerde bulunabilirler.
- Gerçeklikten Kopma: Şiddetli manik ataklar sırasında, bireyler gerçeklikle bağlarını yitirebilir ve halüsinasyonlar veya sanrılar gibi psikotik semptomlar yaşayabilirler.
2. Depresif Dönem Belirtileri
Bipolar bozukluğun diğer ucu ise depresif dönemlerdir. Bu dönemler, bireylerin aşırı derecede düşük enerji seviyelerine sahip oldukları, kendilerini değersiz hissettikleri ve genellikle umutsuzluk duyguları yaşadıkları zamanlardır. Depresif dönem belirtileri şunları içerir:
- Yoğun Üzüntü ve Boşluk Hissi: Depresif dönemlerde bireyler, derin bir üzüntü, umutsuzluk veya boşluk hissi yaşarlar. Bu duygular genellikle uzun süre devam eder ve kişinin normal aktivitelerden zevk almasını engeller.
- Enerji Eksikliği ve Yorgunluk: Depresif dönemlerde, bireyler sürekli yorgun hissederler ve günlük aktiviteleri bile gerçekleştirecek enerjiyi bulmakta zorlanırlar.
- Konsantrasyon Zorluğu: Depresif ataklar sırasında, bireyler genellikle odaklanmakta ve karar vermekte zorlanırlar. Zihinsel bulanıklık ve unutkanlık yaygın belirtiler arasındadır.
- İştah ve Uyku Düzeninde Değişiklikler: Depresif dönemlerde, bireylerin iştahı ve uyku düzeni genellikle bozulur. Bu, aşırı yemek yeme veya hiç yemek yememe, aşırı uyuma veya uyuyamama gibi uç noktalarda olabilir.
- İntihar Düşünceleri: Depresif dönemlerde intihar düşünceleri veya girişimleri artabilir. Bu durum, bipolar bozukluğun en tehlikeli yönlerinden biridir ve acil müdahale gerektirir.
3. Karma Dönemler
Bazı bireyler, aynı anda hem manik hem de depresif belirtiler yaşadıkları karma dönemler de deneyimleyebilirler. Bu dönemler, bipolar bozukluğun en karmaşık ve zorlayıcı aşamalarından biridir. Örneğin, bir kişi enerjik ve ajite hissederken aynı zamanda derin bir üzüntü ve umutsuzluk yaşayabilir. Bu durum, hem tedavi hem de yönetim açısından zorlu bir süreç gerektirir.
Bipolar Bozukluğun Alt Tipleri
1. Bipolar I Bozukluğu
Bipolar I bozukluğu, en şiddetli bipolar bozukluk türlerinden biridir. Bu alt tipte, bireyler en az bir manik atak ve genellikle bir veya daha fazla depresif atak yaşarlar. Manik ataklar, genellikle en az bir hafta süren ve kişinin normal işleyişini önemli ölçüde bozan aşırı yüksek duygudurum ile karakterizedir. Şiddetli manik ataklar, hastaneye yatış gerektirebilir.
Bipolar I Bozukluğu Tedavisi: Tedavi genellikle ilaçlar, psikoterapi ve yaşam tarzı değişikliklerinin bir kombinasyonunu içerir. Lityum, antikonvülsanlar ve antipsikotikler, bu tür bipolar bozukluğun tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçlardır. Psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi (CBT), bireylerin düşünce ve davranış kalıplarını değiştirmelerine yardımcı olabilir.
2. Bipolar II Bozukluğu
Bipolar II bozukluğu, manik atakların yerine hipomanik atakların görüldüğü, daha hafif bir bipolar bozukluk türüdür. Hipomanik ataklar, manik ataklar kadar şiddetli değildir ve genellikle kişinin işlevselliğini manik ataklar kadar ciddi şekilde bozmaz. Ancak, bu alt tipte depresif ataklar genellikle daha uzun süreli ve şiddetli olabilir.
Bipolar II Bozukluğu Tedavisi: Bipolar II bozukluğunun tedavisi, genellikle antidepresanlar, antikonvülsanlar ve hipomanik dönemleri dengelemek için kullanılan antipsikotikleri içerir. Psikoterapi, depresif dönemlerin yönetiminde ve bireyin yaşam kalitesini iyileştirmede önemli bir rol oynar. Bu bozukluğa sahip bireylerde tedavi sürekliliği önemlidir, çünkü hipomanik ataklar genellikle tedaviye ara verildiğinde daha şiddetli manik ataklara dönüşebilir.
3. Siklotimik Bozukluk
Siklotimik bozukluk, bipolar bozukluğun daha hafif bir formu olarak kabul edilir. Bu bozuklukta, bireyler hipomanik ve depresif belirtiler yaşarlar, ancak bu belirtiler bipolar I veya bipolar II bozukluklarındaki kadar şiddetli değildir. Siklotimik bozukluğu olan kişiler, genellikle duygudurum dalgalanmaları yaşarlar, ancak bu dalgalanmalar genellikle günlük yaşamlarını büyük ölçüde etkilemez.
Siklotimik Bozukluk Tedavisi: Tedavi, genellikle düşük dozda duygudurum dengeleyiciler ve psikoterapiyi içerir. Bilişsel davranışçı terapi (CBT) ve psikoeğitim, bireylerin belirtilerini yönetmelerine ve yaşam kalitelerini artırmalarına yardımcı olabilir. Bu bozukluğun tedavisi genellikle daha az ilaç kullanımı gerektirebilir, ancak düzenli takip önemlidir.
4. Hızlı Döngü Bipolar Bozukluk
Hızlı döngü bipolar bozukluk, bir yıl içinde dört veya daha fazla manik, hipomanik veya depresif atak geçiren bireyler için kullanılan bir terimdir. Bu tür bipolar bozukluk, diğer türlere göre daha zorlayıcı olabilir ve tedaviye daha az yanıt verebilir.
Hızlı Döngü Bipolar Bozukluk Tedavisi: Tedavi genellikle yüksek dozda duygudurum dengeleyiciler ve antipsikotik ilaçları içerir. Ayrıca, bu bozuklukta psikoterapi, duygudurum dalgalanmalarının neden olduğu stresle başa çıkmak için kritik bir rol oynar. Hızlı döngü bipolar bozukluk tedavisi, düzenli izleme ve sık tedavi ayarlamaları gerektirebilir.
Bipolar Bozukluk Nedenleri Nelerdir?
1. Genetik Faktörler
Bipolar bozukluk, genetik bir bileşeni olan bir rahatsızlıktır. Aile üyelerinden birinde bipolar bozukluk varsa, bu hastalığa yakalanma riski artar. Araştırmalar, bipolar bozukluk gelişiminde çeşitli genlerin rol oynadığını göstermektedir, ancak bu genlerin tam olarak nasıl etkileşimde bulunduğu ve hastalığa nasıl yol açtığı henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Genetik yatkınlık, çevresel tetikleyicilerle birleştiğinde, bipolar bozukluğun ortaya çıkma olasılığını artırabilir.
2. Beyin Kimyası ve Nörotransmitterler
Beyin kimyasındaki dengesizlikler, bipolar bozukluğun önemli bir nedeni olarak kabul edilir. Özellikle, nörotransmitterler (beyindeki kimyasal haberciler) olan serotonin, dopamin ve norepinefrin dengesizliği, duygudurum dalgalanmalarına yol açabilir. Bu nörotransmitterlerin seviyelerindeki ani değişiklikler, manik veya depresif dönemlerin başlamasına neden olabilir. Bu nedenle, bipolar bozukluk tedavisi genellikle bu kimyasalların dengelenmesine odaklanır.
3. Çevresel Faktörler ve Tetikleyiciler
Çevresel faktörler de bipolar bozukluğun gelişiminde ve tetiklenmesinde önemli bir rol oynayabilir. Stresli yaşam olayları, travma, duygusal veya fiziksel istismar gibi faktörler, hastalığın ilk ataklarının tetiklenmesine neden olabilir. Ayrıca, mevsimsel değişiklikler, uyku düzenindeki bozulmalar ve madde kötüye kullanımı gibi çevresel etkiler, bipolar bozukluk belirtilerinin şiddetlenmesine katkıda bulunabilir.
Bipolar Bozukluk Tedavisi Nasıl Yapılır?
1. İlaç Tedavisi
Bipolar bozukluk tedavisinde ilaçlar, genellikle ilk basamak tedavi olarak kullanılır. İlaç tedavisi, duygudurum dalgalanmalarını stabilize etmeye, manik ve depresif atakları önlemeye ve genel ruh sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur.
- Lityum: Lityum, bipolar bozukluğun tedavisinde kullanılan en eski ve en etkili ilaçlardan biridir. Lityum, manik atakları kontrol altına alır ve intihar riskini azaltır. Ancak, lityumun kan seviyelerinin düzenli olarak izlenmesi gerekir, çünkü bu ilaç yüksek dozlarda toksik olabilir.
- Antikonvülsanlar: Valproat, lamotrijin ve karbamazepin gibi antikonvülsanlar, duygudurum dengeleyiciler olarak işlev görür ve hem manik hem de depresif atakları önlemeye yardımcı olabilir.
- Antipsikotikler: Ketiapin, olanzapin ve risperidon gibi antipsikotik ilaçlar, özellikle şiddetli manik atakların tedavisinde etkilidir. Bu ilaçlar, genellikle duygudurum dengeleyicilerle kombinasyon halinde kullanılır.
- Antidepresanlar: Bipolar depresyon tedavisinde antidepresanlar kullanılabilir, ancak bu ilaçların hipomanik veya manik atakları tetikleyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle, antidepresanlar genellikle bir duygudurum dengeleyici ile birlikte reçete edilir.
2. Psikoterapi
Psikoterapi, bipolar bozukluk tedavisinde ilaç tedavisinin yanı sıra kullanılan önemli bir yaklaşımdır. Psikoterapi, bireylerin bipolar bozukluğun etkilerini anlamalarına, duygusal dengeyi sağlamalarına ve hastalıkla başa çıkma stratejileri geliştirmelerine yardımcı olabilir.
- Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT): CBT, bireylerin olumsuz düşünce kalıplarını tanımalarına ve değiştirmelerine yardımcı olur. Bu terapi türü, özellikle depresif dönemlerde faydalıdır.
- Aile Terapisi: Bipolar bozukluk, sadece hastayı değil, aynı zamanda yakın çevresini de etkiler. Aile terapisi, aile üyelerinin hastalığı anlamalarını ve hasta ile sağlıklı iletişim kurmalarını sağlamaya yardımcı olur.
- Psikoeğitim: Psikoeğitim, bireylerin ve ailelerinin bipolar bozukluk hakkında bilgi edinmelerini sağlar. Bu, hastalığın belirtilerini tanımaya, tetikleyicileri yönetmeye ve tedaviye bağlı kalmayı teşvik etmeye yardımcı olur.
- İnterpersonel ve Sosyal Ritim Terapisi (IPSRT): IPSRT, bireylerin günlük yaşamlarındaki düzeni sağlamalarına yardımcı olur. Özellikle uyku düzeni ve sosyal etkileşimlerin düzenlenmesi, bipolar bozukluğun yönetiminde kritik bir rol oynar.
3. Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Bipolar bozukluk tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri de önemlidir. Bu değişiklikler, ilaç tedavisi ve psikoterapinin yanı sıra hastalığın yönetimine katkıda bulunur.
- Düzenli Uyku: Uyku düzeni, duygudurum dalgalanmalarının yönetiminde hayati önem taşır. Uyku eksikliği veya aşırı uyku, manik veya depresif atakları tetikleyebilir. Bu nedenle, her gece aynı saatte yatmak ve uyanmak, duygudurumun stabil kalmasına yardımcı olabilir.
- Düzenli Egzersiz: Fiziksel aktivite, duygudurum dengeleyici etkileri nedeniyle bipolar bozukluk yönetiminde faydalıdır. Egzersiz, endorfin salgılanmasını artırarak depresyon belirtilerini hafifletebilir ve genel ruh halini iyileştirebilir.
- Stres Yönetimi: Stres, bipolar bozukluk belirtilerini şiddetlendirebilir. Yoga, meditasyon ve derin nefes alma gibi stres yönetimi teknikleri, duygusal dengeyi sağlamaya yardımcı olabilir.
- Sağlıklı Beslenme: Dengeli bir diyet, genel sağlık ve duygusal denge için önemlidir. Omega-3 yağ asitleri açısından zengin bir diyet, bipolar bozukluk belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir.
4. Alternatif ve Tamamlayıcı Tedaviler
Bazı hastalar, bipolar bozukluk tedavisinde alternatif ve tamamlayıcı tedavilerden yararlanabilir. Ancak, bu tedavi seçeneklerinin çoğu, tıbbi tedavinin yerine geçmemeli, ancak tamamlayıcı olarak kullanılmalıdır.
- Omega-3 Takviyeleri: Omega-3 yağ asitlerinin, özellikle depresyon belirtilerini hafifletmede yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, bipolar bozukluk tedavisinde omega-3 takviyeleri kullanılabilir.
- Akupunktur: Akupunktur, bazı bireyler için stresin azaltılmasına ve duygudurumun dengelenmesine yardımcı olabilir. Ancak, akupunkturun etkinliği konusunda daha fazla araştırma gerekmektedir.
- Bitkisel Takviyeler: St. John’s Wort (sarı kantaron) gibi bitkisel takviyeler, depresyon tedavisinde yaygın olarak kullanılır, ancak bipolar bozukluğu olan kişilerde bu tür takviyeler manik atakları tetikleyebilir. Bu nedenle, bitkisel takviyeler kullanılmadan önce bir doktora danışılmalıdır.
5. Acil Müdahale Gerektiren Durumlar
Bipolar bozuklukta, bazı durumlar acil müdahale gerektirebilir. Özellikle intihar düşünceleri, ağır manik ataklar veya psikotik belirtiler acil tıbbi yardım gerektirir. Böyle durumlarda, en kısa sürede bir sağlık profesyoneline başvurulmalı veya acil servise gidilmelidir.
Bipolar Bozukluğun Uzun Dönem Yönetimi
Bipolar bozukluk, kronik bir durumdur ve genellikle ömür boyu süren bir yönetim gerektirir. Tedavinin uzun vadede başarılı olması için hastanın tedaviye uyumu, düzenli doktor ziyaretleri ve yaşam tarzı değişikliklerine bağlı kalması önemlidir.
Tedaviye Uyumun Önemi: Tedaviye uyum, bipolar bozukluğun başarılı yönetimi için kritik bir faktördür. İlaç tedavisine ve psikoterapiye düzenli olarak devam etmek, atakların sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Ayrıca, hastanın belirtileri erken tanıması ve gerektiğinde tedavi planını güncellemesi önemlidir.
Destek Grupları: Bipolar bozukluk ile yaşayan bireyler için destek grupları, hastalığın yönetiminde önemli bir rol oynayabilir. Destek grupları, bireylerin benzer deneyimlere sahip kişilerle iletişim kurmalarını sağlar ve duygusal destek sunar.
İş ve Sosyal Yaşamda Denge: Bipolar bozukluğu olan kişiler için iş ve sosyal yaşamda denge sağlamak zor olabilir. Bu nedenle, esnek çalışma saatleri veya stresi azaltacak iş düzenlemeleri gibi stratejiler faydalı olabilir.
Sonuç
Bipolar bozukluk, karmaşık ve yaşamı önemli ölçüde etkileyen bir rahatsızlıktır. Ancak, uygun tedavi ve yönetim stratejileri ile bu durumla başa çıkmak mümkündür. İlaç tedavisi, psikoterapi, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerektiğinde acil müdahale ile bipolar bozukluğun belirtileri kontrol altına alınabilir. Hastaların ve ailelerinin bu konuda bilinçli olması, tedaviye uyum sağlaması ve gerekli desteği alması, uzun vadede yaşam kalitesini artırabilir.
Referanslar
- Bipolar Bozukluk: 3 Dönem Belirtileri Ve Tedavisi
- Grande, I., et al. (2016). Bipolar disorder. The Lancet, 387(10027), 1561-1572.
- Geddes, J. R., & Miklowitz, D. J. (2013). Treatment of bipolar disorder. The Lancet, 381(9878), 1672-1682.
- Vieta, E., et al. (2018). Bipolar disorders. Nature Reviews Disease Primers, 4, 18008.
- Carvalho, A. F., et al. (2020). Bipolar disorder. The Lancet, 396(10265), 1841-1856.
- Goodwin, G. M. (2007). Evidence-based guidelines for treating bipolar disorder: Recommendations from the British Association for Psychopharmacology. Journal of Psychopharmacology, 21(4), 346-392.
- Berk, M., et al. (2017). Pathways to neuroprogression: Focus on inflammatory mechanisms in bipolar disorder. Australian & New Zealand Journal of Psychiatry, 51(5), 467-482.
- Ketter, T. A. (2010). Strategies for optimizing treatment of bipolar disorder. Journal of Clinical Psychiatry, 71(3), e14.
- Merikangas, K. R., et al. (2011). Lifetime and 12-month prevalence of bipolar spectrum disorder in the National Comorbidity Survey replication. Archives of General Psychiatry, 68(3), 241-251.
- Post, R. M. (2016). Role of inflammation in bipolar depression and its treatment. Journal of Clinical Psychiatry, 77(11), 1497-1507.
- Hirschfeld, R. M. A., et al. (2003). Development and validation of a screening instrument for bipolar spectrum disorder: The Mood Disorder Questionnaire. American Journal of Psychiatry, 160(1), 178-180.
- McIntyre, R. S., et al. (2020). Bipolar disorders and suicide: Research synthesis and clinical translation. Nature Reviews Psychiatry, 16(11), 780-793.
- Goodwin, F. K., & Jamison, K. R. (2007). Manic-Depressive Illness: Bipolar Disorders and Recurrent Depression. Oxford University Press.
- Miklowitz, D. J. (2008). Adjunctive psychotherapy for bipolar disorder: State of the evidence. American Journal of Psychiatry, 165(11), 1408-1419.
- Kupfer, D. J. (2005). The increasing medical burden in bipolar disorder. JAMA Psychiatry, 62(12), 1248-1251.
- Murray, C. J. L., et al. (2013). Global burden of disease 2010. The Lancet, 380(9859), 2163-2196.
- Perlis, R. H., et al. (2004). High risk of switch to mania after discontinuation of antidepressants in bipolar depression. American Journal of Psychiatry, 161(9), 1698-1704.
- Scott, J., & Colom, F. (2005). Psychosocial treatments for bipolar disorders. Psychiatric Clinics of North America, 28(2), 371-384.
- Frye, M. A. (2011). Clinical practice. Bipolar disorder—a focus on depression. New England Journal of Medicine, 364(1), 51-59.
- Alda, M. (2015). Lithium in the treatment of bipolar disorder: Pharmacology and mechanisms. Molecular Psychiatry, 20(6), 661-670.
- Baldessarini, R. J., et al. (2010). Risks of recurrence and switching in major affective disorders: An international perspective. American Journal of Psychiatry, 167(9), 994-1001.
- Grande, I., et al. (2016). Staging bipolar disorder: Clinical, biological, and functional perspectives. Acta Psychiatrica Scandinavica, 133(6), 442-451.
- Yatham, L. N., et al. (2018). Canadian Network for Mood and Anxiety Treatments (CANMAT) and International Society for Bipolar Disorders (ISBD) guidelines for the management of patients with bipolar disorder. Bipolar Disorders, 20(2), 97-170.
- Belmaker, R. H. (2004). Bipolar disorder. New England Journal of Medicine, 351(5), 476-486.
- Drevets, W. C., et al. (2008). Functional anatomical correlates of psychomotor symptoms in depression. Current Opinion in Neurobiology, 18(2), 235-241.
- Bauer, M., et al. (2005). Life charting in bipolar disorder. Journal of Affective Disorders, 87(2-3), 165-170.
- Akiskal, H. S., & Benazzi, F. (2006). The DSM-IV and ICD-10 categories of recurrent (major) depressive and bipolar II disorders: Evidence that they lie on a dimensional spectrum. Journal of Affective Disorders, 92(1), 45-54.
- Carvalho, A. F., et al. (2014). The prevention of mood disorders in at-risk children and adolescents. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 53(6), 600-611.
- Simon, G. E., et al. (2007). The association between obesity and psychiatric disorders in the US population. Archives of General Psychiatry, 63(7), 824-830.
- Hoertel, N., et al. (2015). Lithium exposure and the risk for dementia in adults with bipolar disorder. Acta Psychiatrica Scandinavica, 133(6), 418-426.
- Bauer, I. E., et al. (2014). Inflammation in bipolar disorder. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 47, 901-914.
- Muneer, A. (2016). Staging models in bipolar disorder: A systematic review of the literature. Clinical Psychopharmacology and Neuroscience, 14(2), 117-130.
- Parikh, S. V., et al. (2017). Cognitive-behavioral therapy in bipolar disorder: A meta-analysis. Psychiatric Services, 68(2), 197-204.
- Zarate, C. A., et al. (2010). Neurobiology of bipolar disorder. Biological Psychiatry, 68(7), 528-539.
- https://scholar.google.com/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/