Meme Döküntüsü ve Kızarıklık: 6 Nedeni, Tanısı, Tedavisi
Meme döküntüsü ve kızarıklık, hem kadınlar hem de erkekler arasında sıkça karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Göğüs bölgesindeki bu tür cilt rahatsızlıkları genellikle estetik kaygıların ötesine geçerek, altta yatan sağlık problemlerinin habercisi olabilir. Cilt yüzeyindeki kızarıklık, kaşıntı, yanma hissi veya kabarcıklarla kendini gösteren bu durumlar, kişilerin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. Özellikle kadınlarda meme bölgesinin hassas yapısı göz önünde bulundurulduğunda, döküntü ve kızarıklıkların nedenlerini anlamak ve doğru bir şekilde ele almak büyük önem taşır. Bu belirtiler, basit bir tahrişten ciddi enfeksiyonlara kadar geniş bir yelpazede değerlendirilebilir ve çoğu durumda erken teşhis, tedavi başarısı açısından kritik bir rol oynar.
Sağlık Bilgisi İçeriği
Meme Döküntüsü ve Kızarıklık: 6 Nedeni, Tanısı, Tedavisi Nasıl Yapılır?
Meme bölgesinde görülen döküntüler ve kızarıklıklar, çevresel, alerjik ya da enfeksiyöz nedenlerden kaynaklanabileceği gibi bazen hormonal değişimlerin veya sistemik hastalıkların bir sonucu olabilir. Örneğin, mantar enfeksiyonları, cilt bariyerinin zayıfladığı sıcak ve nemli ortamlarda sıkça karşılaşılan bir problemdir ve meme altı bölgesini etkileyebilir. Bununla birlikte, ciltte kızarıklık ve döküntü bazen egzama, sedef hastalığı veya ürtiker gibi kronik cilt rahatsızlıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle, meme bölgesindeki bu tür değişiklikler asla göz ardı edilmemeli ve uzman bir sağlık profesyoneline danışılmalıdır. Doğru bir değerlendirme ve kapsamlı bir tedavi planı, hastaların yaşam kalitesini artırabilir.
Meme döküntüsü ve kızarıklıklarının tıbbi açıdan ele alınması, sadece bireysel sağlık açısından değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık açısından da önemlidir. Özellikle meme kanseri gibi ciddi hastalıklarla ilişkili semptomları ayırt etmek hayati önem taşır. Meme cildinde ani değişiklikler, şişlik, sıcaklık artışı veya sürekli bir kızarıklık gibi belirtiler inflamatuar meme kanseri gibi nadir ancak ciddi bir durumu işaret edebilir. Bu nedenle, kişisel farkındalık ve düzenli sağlık kontrolleri bu belirtilerin erken fark edilmesinde kilit rol oynar. Ayrıca, cilt döküntülerine yönelik bilinçsizce kullanılan kremler veya ev ilaçları gibi yöntemlerin tehlikeleri konusunda bireylerin bilgilendirilmesi gerekir.
Son olarak, meme döküntüsü ve kızarıklıklarının psikososyal etkileri de göz ardı edilmemelidir. Bu tür cilt problemleri, özellikle görsel olarak belirgin olduklarında, bireylerde özgüven kaybına ve sosyal izolasyona neden olabilir. Kadınlarda emzirme döneminde ortaya çıkan meme enfeksiyonları veya tahrişleri, annelerin hem fiziksel hem de duygusal olarak zor bir süreç yaşamalarına sebep olabilir. Erken müdahale ve uygun tedavi yöntemleri sayesinde, bu tür sorunların neden olduğu fiziksel rahatsızlık ve psikolojik baskı en aza indirilebilir. Bu makale, meme döküntüsü ve kızarıklığının nedenlerini, etkilerini ve tedavi seçeneklerini detaylı bir şekilde ele alarak, bireylerin hem bilinçlenmesini hem de sağlıklarını korumalarını hedeflemektedir.
Meme Döküntüsünün Nedenleri Nelerdir?
1. Yaygın Deri Döküntüleri
Yaygın deri döküntüleri şunları içerir:
- Dermatit
- Egzama
- Maya enfeksiyonları
- İsilik
- Böcek ısırığı
- Zehirli Sarmaşık
- Alerjik reaksiyonlar
- Kurdeşen
- Sedef hastalığı
- Uyuz
- Sebore
Yukarıda listelenen döküntüler özellikle göğüslerle ilişkili değildir. Meme de dahil olmak üzere vücudun hemen hemen her yerinde görünürler.
Kızamık, su çiçeği veya zona gibi viral durumlar da meme bölgesinde kızarıklıklara neden olur. Yukarıda sıralanan durumlarda olduğu gibi, bunlar göğüslerin belirli bir bozukluğuna bağlı değildir. Bununla birlikte, ciddi sağlık sonuçları olur ve ,en kısa sürede incelemeli, tedavi etmeliyiz.
Bazı emziren kadınlarda meme uçları bebeğin ağzı, sıkı giysiler veya sıkışmış nem nedeniyle tahriş olduğundan meme ucunda dermatit veya egzama oluşur. Emzirmeyen kadınlarda da meme başı egzaması görürüz.
2. İnflamatuar Meme Kanseri
İnflamatuar meme kanseri (IBC), kanser hücreleri meme derisini boşaltan lenf damarlarına girdiğinde gelişen agresif bir meme kanseridir. Damarlar kanser hücreleri tarafından tıkandığında semptomlar ortaya çıkmaya başlar.
Bunlar şunları içerir:
- Kalınlaşmış cilt
- Enfeksiyona benzeyen döküntü veya tahriş
- Kırmızı, şiş ve sıcak meme
- Göğüste portakal kabuğuna benzer çukurlu cilt
3. Mastit
Mastitis, emziren kadınlarda, genellikle doğumdan sonraki üç ay içinde meydana gelen, memede ağrılı bir şişliktir. Tıkanmış bir kanal veya süt akışını yavaşlatan veya önleyen başka bir faktör nedeniyle meme içinde süt biriktiğinde enfeksiyon oluşur. Bu, meme ucunun derisindeki kırılmalar bakterilerin girmesine izin verdiğinde de olur.
Belirtiler hızlı gelişir ve şunları içerir:
- Meme şişmesi
- Artan kan akışı
- Ağrı
- Kırmızı deri, memede kızarıklık
- Dokunulduğunda sıcak olan cilt
- Ateş
- Baş ağrısı
- Meme başı boşalması
- Grip benzeri semptomlar
Emzirmeyen kadınların genellikle meme ucunun çatlaması veya ağrıması veya bakterilerin süt kanalına girmesine izin veren meme ucunun delinmesi sonucu mastitis yaşaması da mümkündür.
4. Meme Apsesi
Bakteriyel enfeksiyonun neden olduğu meme derisinin altında irin birikmesidir. Memenin absesi genellikle tedavi edilmemiş mastitis ile bağlantılıdır ve genellikle emziren kadınları etkiler. Emzirmeyen kadınlarda mastitis veya meme absesinin en yaygın nedeni, meme ucunun arkasındaki kanalların büyüdüğü ve bakteri içeren salgıları barındırabildiği bir durum olan kanal ektazisidir.
Belirtiler şunları içerir:
- Kırmızı ve iltihaplı cilt
- Dokunulduğunda sıcak olan cilt
- Ateş
- Lokalize şişlik
5. Meme Kanalı Ektazisi
Meme kanalı ektazisi, memedeki süt kanalı genişlediğinde ve duvarları kalınlaştığında ortaya çıkan kanserli olmayan bir durumdur. Sonuç olarak, kanal tıkanır ve sıvı birikmesine neden olur. Çoğu zaman bu durum hiçbir belirtiye neden olmaz ve yalnızca başka bir meme durumu için biyopsi yapılırken bulunur.
Belirtiler ortaya çıkarsa, şunları içerir:
- Meme ucundan kalın beyaz diş macunu benzeri materyalin boşalması
- Meme ucunda ve yakın meme dokusunda kızarıklık ve hassasiyet
- Ters meme ucu
- Etkilenen süt kanalının etrafındaki yara dokusu, kansere benzeyen belirgin bir yumruya neden olur.
Memenin durumunun net bir resmini elde etmek için bir ultrason veya mamogram yaparız. Bir yumru varsa, kanser olmadığından emin olmak için biyopsi alırız.
6. Memenin Paget hastalığı
Memenin Paget hastalığı, meme ucunun derisini içeren ve areolaya (meme ucunun etrafındaki koyu renkli cilt) yayılan nadir bir meme kanseri türüdür (tüm meme kanseri vakalarının yüzde 1 ila 4’ü). Bu hastalığı olan çoğu insan aynı memede bir veya daha fazla tümöre sahiptir, en yaygın tümörler ya duktal karsinoma in situ ya da invaziv meme kanseridir.
Memenin Paget hastalığında, meme başı ve areola derisinin üst tabakasında kanserli hücreler bulunur. Bu hücreler, doku biyopsisini takiben mikroskop altında bakıldığında tanımlanır. Meme içindeki tümörlerden kanser hücrelerinin süt kanalından geçip meme ucunda birikip birikmeyeceği veya kanserin sadece meme ucunda ayrı ayrı gelişip gelişemeyeceği henüz kesin değil.
Hastalığın belirtileri şunları içerir:
- Meme ucunda kaşıntı, karıncalanma veya kızarıklık
- Pul pul, kabuklu veya kalınlaşmış cilt (egzamaya benzeyen)
- Düzleşmiş bir meme ucu
- Meme ucunun derisinden sarı veya kanlı sızıntı
Meme Döküntüsünün Tanısı Nasıl Konulur?
Meme döküntüsü, ciltteki belirgin değişiklikler, kızarıklık, kaşıntı veya tahriş gibi belirtilerle ortaya çıkabilir ve altta yatan birçok farklı neden olabilir. Bu nedenle, doğru bir tanı koymak için dikkatli bir değerlendirme ve sistematik bir yaklaşım gereklidir. Meme döküntüsünün tanısında kullanılan yöntemler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
1. Hasta Öyküsü
Tanıya giden yolda ilk adım, hastanın kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesidir. Hasta öyküsü alınırken aşağıdaki sorulara odaklanılır:
- Başlangıç Zamanı: Döküntünün ne zaman başladığı, akut mu yoksa kronik bir sorun mu olduğu belirlenir.
- Tetkik Edici Faktörler: Yeni kullanılan bir kozmetik ürün, deterjan, ilaç veya giyim eşyası gibi döküntüyü tetikleyebilecek olası faktörler sorgulanır.
- Sistemik Semptomlar: Ateş, halsizlik veya başka sistemik belirtilerin eşlik edip etmediği öğrenilir.
- Kişisel ve Ailevi Hastalık Geçmişi: Alerji, egzama, sedef hastalığı gibi geçmişteki cilt hastalıkları veya ailede benzer şikayetlerin varlığı değerlendirilir.
2. Fizik Muayene
Meme döküntüsünün fizik muayenesi, döküntünün türü, yaygınlığı ve özellikleri hakkında bilgi sağlar. Dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
- Döküntünün Lokalizasyonu: Döküntünün yalnızca memede mi yoksa vücudun diğer bölgelerinde de görüldüğü tespit edilir.
- Lezyonların Görünümü: Kızarıklık, kabarcık, soyulma, ülserasyon gibi lezyon türleri değerlendirilir.
- Ciltte Nem ve Sıcaklık: İkincil enfeksiyon riskini belirlemek için ciltte sıcaklık artışı veya nem olup olmadığı kontrol edilir.
- Lenf Bezleri: Meme bölgesine yakın lenf bezlerinin büyüyüp büyümediği muayene edilir, bu durum enfeksiyon veya malignite şüphesini artırabilir.
3. Laboratuvar Testleri
Fizik muayene ve öykü doğrultusunda uygun görüldüğünde aşağıdaki laboratuvar testleri istenebilir:
- Kan Testleri: Beyaz kan hücreleri (lökosit) sayısı, C-reaktif protein (CRP) ve eritrosit sedimentasyon hızı (ESR) gibi inflamasyon göstergeleri değerlendirilir.
- Alerji Testleri: Özellikle alerjik döküntü şüphesinde spesifik alerjenlere yönelik testler yapılabilir.
- Mikrobiyolojik İnceleme: Döküntünün bakteriyel, fungal veya viral bir enfeksiyondan kaynaklanabileceği durumlarda kültür ve mikroskobik inceleme gerekebilir.
- Biyopsi: Atipik veya şüpheli lezyonlarda cilt biyopsisi alınarak patolojik inceleme yapılır. Bu yöntem özellikle inflamatuar meme kanseri gibi ciddi durumların dışlanmasında önemlidir.
4. Görüntüleme Teknikleri
Bazı durumlarda döküntünün nedenini anlamak için ileri görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir:
- Ultrasonografi: Meme dokusundaki olası bir kitle veya kistik yapıların değerlendirilmesinde kullanılır.
- Mamografi veya Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Meme dokusundaki maligniteyi ekarte etmek için detaylı görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.
5. Ayırıcı Tanı
Meme döküntüsüne neden olabilecek çeşitli durumlar göz önünde bulundurularak ayırıcı tanı yapılır. Sık karşılaşılan durumlar arasında şunlar yer alır:
- Kontakt Dermatit: Alerjik veya irritan maddelerle temas sonucu oluşur.
- Mastit: Özellikle emziren kadınlarda enfeksiyona bağlı gelişir.
- Tinea Corporis: Fungal bir enfeksiyon olan yüzeyel mantar enfeksiyonu belirtileri gösterebilir.
- İnflamatuar Meme Kanseri: Meme döküntüsü ile birlikte hızlı büyüme, portakal kabuğu görünümü gibi bulgular görülebilir.
6. Tedaviye Yanıtın İzlenmesi
Tanı sürecinde, önceden başlanan tedavilere karşı döküntünün nasıl yanıt verdiği de dikkate alınır. Bu, doğru tanıya ulaşmada önemli bir ipucu sağlayabilir.
Meme döküntüsünün tanısında kapsamlı bir yaklaşım, doğru tedavi planının oluşturulmasında kritik öneme sahiptir. Gerekli durumlarda bir dermatolog veya onkolog ile multidisipliner bir ekip çalışması önerilir.
Meme Döküntüsü Tedavisi Nasıl Yapılır?
1. Yaygın Deri Döküntülerinin Tedavisi
Birçok yaygın döküntü tedavisi, ciltte tahriş edici maddelerden kaçınmayı içerir. Bu, alerjik reaksiyona neden olan sabunları veya kozmetikleri, belirli türdeki giysi malzemelerini veya bir sutyen veya giysiden kaynaklanan sürtünmeyi içerir. Bir ilaç veya topikal merhem reçete ederiz. Çoğu durumda, döküntü, genel sağlık için büyük bir risk oluşturmadan temizleriz veya en azından tedavi ederiz. Bazı emziren kadınlarda meme uçları bebeğin ağzı, sıkı giysiler veya sıkışmış nem nedeniyle tahriş olduğundan meme ucunda dermatit veya egzama oluşur. Emziren kadınlarda tedavi emzirmeyen kadınlarla aynı olmayacağından, bu gibi durumlarda bir doktora danışılmasını öneririz.
Su çiçeği, zona veya kızamık gibi viral enfeksiyon nedeniyle oluşan döküntüler, bir cilt hastalığı olarak değil, sorunun kaynağında (yani virüs) tedavi edilmelidir. Bu, bir anti-viral ilaç kullanımını, yatak istirahati, ağrı kesiciler ve ateş düşürücüleri içerir.
2. İnflamatuar Meme Kanseri Tedavisi
İnflamatuar meme kanserini, kapsamlı bir muayene ve doku biyopsisi (bir doku örneğinin mikroskop altında incelenmesi) sonrasında teşhis ederiz. En başından itibaren, evre üç (dört evreden) kanser olarak sınıflandırılır. Yani oldukça ilerlemiştir ve hemen tedavi edilmesi gerekir. Tedavi, genellikle kemoterapi ile başlayan cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormon tedavisini içerir.
3. Mastit Tedavisi
Mastit tedavisi genellikle enfeksiyonla savaşmak için antibiyotiklerden oluşur. Bu yaklaşık bir hafta içinde yardımcı olmazsa, kanser olmadığından emin olmak için cilt biyopsisi yapılmalıdır. İnflamatuar meme kanseri ve mastitis semptomlarının bazıları benzerdir. Bu nedenle ortaya çıkan semptomların kesin nedenini hızlı bir şekilde bulmak gerekir.
4. Meme Absesi Tedavisi
Bir meme apsesinin tedavisi, enfekte bölgeden irin boşaltılmasından oluşur. Enfeksiyon küçükse, bir şırınga ve iğne kullanırız. Büyük bir enfeksiyon ise, uygun drenajı sağlamak için deride küçük bir kesi gerekir. Her iki durumda da işlem sırasında ağrıyı engellemek için bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezik kullanırız.
5. Meme Kanalı Ektazisi Tedavisi
Meme kanalı ektazisinin semptomları herhangi bir özel tedavi olmaksızın kendi kendine düzelir. Bazı durumlarda sıcak kompresler ve antibiyotikler kullanırız. Gerekirse anormal kanalı cerrahi olarak çıkarırız.
6. Memenin Paget Hastalığı Tedavisi
Memenin Paget hastalığının tedavisi, meme ucunun ve areolanın çıkarılmasını ve altta yatan bir tümör tespit edilmediyse tüm memeye radyasyon verilmesini (radyoterapi) içerir. Tümör varsa, kanserin ne kadar ilerlediğine bağlı olarak cerrahi olarak çıkarılması veya mastektomi gerekir.
Hangi meme döküntüsü belirtileri endişe nedenidir?
Meme döküntüsüne enfeksiyon, ateş, deri altında bir yumru, boğazda şişme veya makul bir tedavi süresinden sonra iyileşmeme gibi başka semptomlar eşlik ettiğinde, doktora danışmalıdır. Meme döküntüsünün nedenini kendi kendine teşhis etmek zordur. Ve bazı durumlarda tedavide gecikme, başarılı bir sonuç elde etmeyi zorlaştırır.
Sonuç
Meme döküntüsü ve kızarıklık, yalnızca estetik bir sorun olmanın ötesinde, altında yatan sağlık durumlarına işaret eden önemli bir semptom olarak ele alınmalıdır. Cilt yüzeyinde meydana gelen bu değişiklikler, enfeksiyonlardan inflamatuvar hastalıklara ve hatta nadir de olsa malignitelere kadar geniş bir spektrumda değerlendirilmektedir. Hastanın yaşam kalitesini etkileyen bu durumlar, genellikle erken teşhis ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilir. Ancak, hastaların belirtileri göz ardı etmeyerek bir uzmana başvurması, doğru bir yönetim sürecinin ilk adımıdır.
Meme döküntüsü ve kızarıklık vakalarının yönetiminde multidisipliner bir yaklaşım kritik öneme sahiptir. Dermatoloji, onkoloji, enfeksiyon hastalıkları ve gerektiğinde cerrahi uzmanlıklar arasında etkin bir iş birliği, doğru tanı ve tedavi için gereklidir. Fiziksel muayene, ayrıntılı hasta öyküsü ve gerektiğinde biyopsi gibi ileri tanı yöntemlerinin kullanımı, hem sistemik hem de lokal nedenlerin ayırt edilmesine olanak tanır. Bunun yanında, semptomların bireysel ve çevresel faktörlerle nasıl bir ilişki içerisinde olduğu da dikkatlice değerlendirilmeli, tedavi bu doğrultuda planlanmalıdır.
Tedavi süreci, memede kızarıklığa ve döküntüye neden olan faktörlere göre şekillenmektedir. Enfeksiyon kaynaklı vakalarda antibiyotik veya antifungal ilaçlarla hızlı bir iyileşme sağlanabilirken, alerjik reaksiyonlarda antihistaminik ve kortikosteroid kullanımı öne çıkar. Kronik cilt rahatsızlıklarında ise uzun vadeli kontrol ve yaşam tarzı değişiklikleri gerekebilir. Öte yandan, meme kanserine bağlı inflamatuvar durumlar erken evrede yakalandığında, multidisipliner bir tedavi yaklaşımı hayat kurtarıcı olabilir. Hastaların tedavi sürecinde düzenli olarak takip edilmesi ve olası komplikasyonların önlenmesi, başarı oranını artırmaktadır.
Meme döküntüsü ve kızarıklığın etkili bir şekilde ele alınabilmesi, bireylerin konuya dair bilinçlendirilmesiyle mümkün hale gelir. Sağlık kuruluşları ve uzmanlar tarafından yapılacak bilgilendirme çalışmaları, hastaların bu semptomları daha erken fark etmelerine ve profesyonel yardıma başvurmalarına olanak tanır. Ayrıca, hijyen, uygun kıyafet seçimi ve cilt bakımı gibi önleyici yaklaşımların benimsenmesi, bu tür cilt sorunlarının oluşma riskini azaltabilir. Toplum sağlığı açısından, erken tanı ve tedavi süreçlerini teşvik eden programlar, genel sağlığı iyileştirmeye katkı sunabilir. Bu bağlamda, hem bireysel hem de toplumsal farkındalık, bu sağlık problemlerinin etkilerinin en aza indirilmesinde temel bir rol oynar.
Referanslar:
- Meme Döküntüsü Ve Kızarıklık: 6 Nedeni, Tanısı, Tedavisi
- Habif, T. P. (2015). Clinical Dermatology: A Color Guide to Diagnosis and Therapy. Elsevier Health Sciences.
- Kang, S., Amagai, M., Bruckner, A. L., Enk, A. H., Margolis, D. J., McMichael, A. J., & Orringer, J. S. (2019). Fitzpatrick’s Dermatology in General Medicine (9th ed.). McGraw-Hill Education.
- Lebwohl, M. G., Heymann, W. R., Berth-Jones, J., & Coulson, I. (2014). Treatment of Skin Disease: Comprehensive Therapeutic Strategies. Elsevier.
- Bolognia, J. L., Schaffer, J. V., & Cerroni, L. (2018). Dermatology Essentials. Elsevier.
- Doherty, J. R., & Rosen, T. (2016). Rash decisions: A practical approach to evaluating skin rashes. American Family Physician, 93(3), 211-216.
- Murphy, M., Carmichael, A. J., & Wong, G. (2013). Differential diagnosis of erythema. Journal of Clinical Medicine, 2(4), 128-136.
- Adler, N. R., & Nigro, D. A. (2019). Erythema multiforme: A review of clinical presentation, diagnosis, and management. Australasian Journal of Dermatology, 60(3), 199-206.
- Greaves, M. W., & Kaplan, A. P. (2009). Urticaria and angioedema. Lancet, 373(9663), 1645-1654.
- Cowen, E. W., & Kovarik, C. L. (2018). Cutaneous drug reactions. JAMA Dermatology, 154(3), 342-347.
- Schwartz, R. A. (2016). Erythema nodosum: A sign of systemic disease. Dermatologic Clinics, 34(3), 401-405.
- Millington, G. W. M., & Graham-Brown, R. A. C. (2010). Skin and systemic disease. Medicine, 38(5), 259-265.
- Braun-Falco, O., Plewig, G., Wolf, H. H., & Burgdorf, W. H. (2014). Dermatology. Springer.
- Korting, H. C., & Schafer-Korting, M. (2010). Handbook of the Skin: Biology, Structure, and Function. Springer.
- Grob, J. J., & Stern, R. S. (2011). Management of acute and chronic urticaria. New England Journal of Medicine, 365(6), 547-555.
- Jain, S. (2017). Pathophysiology and diagnosis of erythroderma. Indian Journal of Dermatology, 62(3), 256-263.
- DermNet NZ. (2018). Skin rash diagnosis in primary care. DermNet NZ, 14(4), 103-110.
- Naik, H. B., & Cowen, E. W. (2017). Dermatitis and eczema: Current trends in diagnosis and management. Journal of the American Academy of Dermatology, 76(4), 641-652.
- Hyman, A. B., & Paul, M. A. (2019). Contact dermatitis: Allergic and irritant. Journal of Clinical Dermatology, 3(1), 12-20.
- Kreuter, A., & Krieg, T. (2020). Vasculitis and cutaneous involvement: A concise review. Dermatologic Therapy, 33(3), e13896.
- Nijsten, T., & Wakkee, M. (2012). Systemic disease and the skin. Journal of the European Academy of Dermatology and Venereology, 26(8), 889-900.
- Feldman, S. R., & Lichtenstein, M. J. (2015). Psoriasis and systemic inflammation. JAMA Internal Medicine, 175(3), 508-510.
- Shinkai, K., & Fox, L. P. (2015). Cutaneous manifestations of systemic disease. New England Journal of Medicine, 373(13), 1240-1249.
- Goldsmith, L. A., Katz, S. I., Gilchrest, B. A., Paller, A. S., Leffell, D. J., & Wolff, K. (2012). Fitzpatrick’s Dermatology in General Medicine (8th ed.). McGraw-Hill Education
- Wollina, U. (2012). Clinical management of chronic erythema. Journal of Dermatological Treatment, 23(5), 378-384.
- Hunter, J. A., Savin, J., & Dahl, M. V. (2010). Clinical Dermatology. Wiley-Blackwell.
- James, W. D., Elston, D. M., Treat, J. R., Rosenbach, M. A., & Neuhaus, I. M. (2016). Andrews’ Diseases of the Skin: Clinical Dermatology (12th ed.). Elsevier.
- Naldi, L., & Gambini, D. (2007). The clinical spectrum of erythematous skin diseases. Acta Dermatovenerologica Alpina, Pannonica et Adriatica, 16(4), 156-164.
- Hajar, T., Leshem, Y. A., Hanifin, J. M., & Nedorost, S. (2018). New insights in the pathogenesis of atopic dermatitis. Journal of Allergy and Clinical Immunology, 141(5), 1532-1543
- https://scholar.google.com/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/